RADYOAPSUVA
 
AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Ömer Karaoğlu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
apsuva
webmaster
webmaster
avatar

Mesaj Sayısı : 102
Nerden : İstanbul
Kayıt tarihi : 16/02/09

MesajKonu: Ömer Karaoğlu   Perş. Şub. 11, 2010 9:28 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

1967 İstanbul doğumlu. Öğrenim
hayatını İstanbul'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi
İktisat Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede "İktisat
Tarihi" alanında doktora öğrenimi yaptı. Bir devlet
üniversitesinde uzun sayılabilecek bir süre öğretim elemanı olarak
görev yaptı ve istifa ile ayrıldı. Müzikle ilgisi orta öğrenim
yıllarından itibaren yorum boyutuyla başladı.1985'lerden
başlayarak özel projelere mütevâzı katkılarıyla
belirginlik kazandı. İlk defa kendi besteleri ve
yorumuyla dinleyiciyle buluştu. Ardından solo müzik
albümleri ve konser etkinlikleri vesilesiyle yaygınlık
kazandı. Evli ve iki erkek çocuk babası.



Müziği salt sanat için mi yapıyorsunuz; yoksa sanatın
haricinde başka kaygılarınızda var mı?

İnsanı ve hayatı - iki alemi kastederek - parçalamayan bir
yaklaşıma inanıyorum; kişi her neyle meşgul olursa
olsun yaratandan ve razılığından ayrı düşmemeli.

Kendisini âlemde doğru konumlamalı, varlığını ve ölümünü,
ötesini tevhidin bütünlüğü içinde anlamlandırmalı.
Elbette sanatın gereği ve edebine talip olmalı; ancak
bütün bu anlam dairesinin dışında ve üstünde seçkinci ve
mutlak bir sanat iddiasını ileri sürmenin bir tür sapma olduğunu
düşünüyorum. İnanma iddiası ciddi bir iddiadır ve bizi bir
ilkeler, değerler manzumesiyle bağlar.
Bu sanatla
uğraşan için de başka bir uğraşısı olan için de değişmez.



Müziğinizin beslendiği kaynaklar nelerdir ve icra
ettiğiniz müzik hakkında neler söylemek istersiniz?

Zihin ve gönül iklimimize etki eden her şey müziğimizin
biçimlenmesinde pay sahibi oluyor. Bazen hafızamızda iz
bırakan, bazen hal ü hazırda olan bitenler; sevgilerimiz,
umutlarımız, acılarımız, kavgalarımız...Hepsi şu ya da
bu biçimde eserleri şekillendiriyor galiba...
Müziğime kaynaklık eden belirli bir adres vermek mümkün
değilse de doğudan ve batıdan yüreğimize bilerek
bilmeyerek pek çok sesi ve rengi misafir ettiğimizi
düşünüyorum. Bu misafirlikler bazen kalıcı konaklamalara
dönüşüp bir biçimde yürek telimize yapışıyor ve biz kendi
seslerimize onları ekliyor ya da daha doğru bir ifadeyle
harmanlıyoruz. Kendi yorum ve soluğumuzu üretiyoruz.
Gelenekle modern arasında salınıyor; ama kendimize ait değerler
ikliminde yeni bir soluğu kovalıyoruz. Özgün ve kendimize ait,
kendimiz gibi - birilerine öykünen ve sığ taklitlere
müşteri olmayan - işler, ürünler ortaya koymak arzumuz,
inşaallah yapabiliriz.


Dinleyecileriniz arasında, eski eserlerinizle yeni
eserleriniz arasında fark olduğunu iddia edenler var. Bu
iddialara cevabınız nedir?

İnsanımızın bir bölümü kendi eskisini arıyor diye
düşünüyorum. Geçen yıllarda geride bıraktığını, düşündüğü
güzel ve özel anlarını özlüyor belki... Bence eskilerin
güzelliğini yeni çaba ve örneklerle aramak, sürdürmek
daha anlamlı. Eskilerden gocunmadan; ama onları da
aşma idealiyle gayret ve teşvik sahibi olmalıyız.
Bu
tür yorum ve - bağışlayın - sızlanmaların derinlerde bir tür
karamsarlık ve teslimiyeti barındırdığını düşünüyorum. Son
yıllarda modalaşan nostalji avunmalarını hatırlatıyor bana ve bu
yaklaşıma sıcak bakmıyorum. Benim çalışmalarıma ait
tesbitlere gelince herkese her eseri her yorumu sevdirmek
çabası zaten boş bir çaba ve doğru da değil. O iletişimi
daima kuramazsınız. Buna ne siz, ne de dinleyici
muktedir olabilir. Biz gücümüz ve yüreğimiz elverdiğince
ortaya koyarız, dinleyici de aynı şekilde nüfuz edebilir.
Ancak üzerinde yürümeye hassasiyet gösterdiğimiz bir
doğrultumuz var ve bu sürecin dünüyle bugününü adeta bir
samimiyet testiyle değerlendirmeye çalışan dostlarımıza her
birimizin daha çok kendi sorumluluk alanlarına titizlenmesi
gereğini ve bu tür tenkidlerde çok da iddialı ve aceleci olmamak
gerektiğini hatırlatmak isterim. Çünkü abartılı ve rasgele
eleştiriler bazen gerçekten yaralayabiliyor, üzebiliyor.
Sitem edip durduğunuz bir hal ya da yönelişle itham
edilmek elbette üzücü oluyor. Her yeni eser kalıcı
bir eski olabilir bir gün.
Zaten sanat böyle bir çaba
ve uğraşın adıdır. Düşüp kalkacaksınız, yara
alacaksınız, hata-sevaplarla yüklü ama içten, samimi,
arayan ve ısrarlı olacaksınız. Siz eski lezzetleri
sırtlanıp yeni ufuklara yol bulma çilesindeyken bazı dostlar hey
gidi eski günler deyip avunacak...


İnsanlar bir albüm seçerken kaliteye mi önem veriyorlar
yoksa popülariteye mi?

Her ikisi de etkili olabiliyor. Kaliteyi gözetenler daha
sınırlı sayıda. Adeta bir rüzgarın önünde savrulan
kitleler; şöhrete, gürültüye, sansasyona daha fazla prim
veriyor.
Bu süreci hayli zamandır birlikte
gözlüyoruz. En medyatik hocaefendilerden dinin hükmünü
sormak bir yana artık bu hususlarda mankenlere ve
reklamcılara dahi kanaat soruluyor. Her şey bulanıklaşıp magazin
malzemesi haline getiriliyor. Gri renkler öne çıkarılıyor. Ne
kadar gürültü o kadar tiraj hedefleniyor; ancak her zaman
sonuç vermiyor diye düşünüyorum. Aksi de olabiliyor. Bir
sağduyu yaşıyor ve güzeli, doğruyu bulduğunda ona
meylediyor. Yani standart bir tutum yok sanıyorum. Bilinç
düzeyi, estetik-kültürel algı, birikim vb. faktörler
tercihlerde etkili oluyor.


Medyanın tutumundan dolayı halka ulaşmada zorluk
çekiyor musunuz?

Medyadan şikayet ettiğimde onun yürüyüşümüzde esaslı
bir unsur olduğunu kabullenmiş olurum ki bu kendimize
haksızlık olur.
O kadar ciddiye almadığımı
söylemeliyim. Evet daha geniş kitlelere ulaşmada etkili;
ancak bu imkanı onlar bir yanlış doğrultuya yöneltiyor ve
esenlik çağrımızı, güzelliklerimizi, değerlerimizi
ıskalıyorsa kayıp içindeler demektir. Onlar için dua etmek gerek.
Yüreğinizdekileri paylaşmanın yegâne yolu medya olmadığı gibi,
engeli de olamaz...


"Ney mü'min olmadığı gibi , gitarda gâvur değil" diye
bir tabiriniz var bunu biraz açabilir misiniz?

Müziğe icra ettiği fonksiyon ve anlam dairesini hiç
dikkate almadan salt müzik aletlerinin mutlak haram
olduğu görüşüyle yaklaşan ve bu arada tasavvuf müziğinin
ney, kudüm vb.sazlarını icra etme ve dinlemede sakınca
görmeyerek çelişkiye düşen dostlar için ifade ettiğimiz
ironik bir göndermedir. Müzik âleti coğrafyaya göre değil
hizmet ettiği amaç ve anlam bütününe göre
değerlendirilmeli. Bir şey doğuya aitse mutlak doğruyu, güzeli
temsil etmeyeceği gibi batıya aitse de kötüyü ve çirkini temsil
etmez.


Toplumdaki genel yozlaşmayı ve bunun müziğe
yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz ve çözüm yolu
olarak önerileriniz nelerdir?


İnsanı îmar ve ihyâ eden yol ve araçlar vahyin
rehberliğinde ayrıntılarıyla ortaya konmuştur. Aklı ve
kalbi bu yol ve araçların izini sürerek inşa etmeliyiz.
Bu gayretimizi en yakınlarımızdan başlayarak etrafımızla
paylaşmalıyız. Sanatın bu bütünde payı her nereye
varıyorsa oraya kadar çaba ortaya koymalıyız. Sanatçısıyla,
dinleyicisi-izleyicisiyle... Çünkü belirttiğiniz gibi iyice
belirginleşmiştir ki müzik bu tahribatın taşıyıcı ve
hızlandırıcı bir unsuru kılınmakta.
Bu yeni bir durum
da değil, tarih boyunca müziğin bir fasid daire içinde
rol aldığını biliyoruz. Ancak diğer yanıyla ve olumlu
örnekleriyle şiirin, müziğin tanıklık ettiği hikmet ve
güzellikleri de biliyoruz. Bu alanda iyi bir düzeyi
temsil etmek bir yana çoğu kez bu ihtiyacı konuşmakta dahi
zorlanıyoruz maalesef.

Müzik gibi bir kaygan zeminde , tökezlemeden yürümek
için neler yapıyorsunuz ?

Şöhrete, yoğun ilgiye dair bir imtihan alanı var ki bunu
hepimiz biliriz. Ancak bu yaşanan bir haldir, sadece
sözle, nasihatle aşmak güç... İçinize dönüp aynaya -
vahye - sık sık bakıp ne olduğunuzu, evrende ne kadar
olduğunuzu sık sık sormak gerekiyor. Alkış, sahne, yoğun
alaka vb.size bunları unutturuyorsa bir an evvel
vazgeçmeli; çünkü ebedî bir kayıp arzu edilemez. Hatırlamalı,
hatırlatmalıyız. Kitapla bağı koparmamalı. Tefekkür,
tezekkür, sözün özü ibadet!.. Düşe kalka, eksikli kusurlu dökülen
yanlarımızı onarmaya çalışacağız birlikte...

Müziğin dışında nelerle uğraşırsınız ve son olarak
ufukta yeni çalışmalar var mı?

Müzik dışında, yaklaşık o kadar süredir daha sessiz; ama
sürekli okumalarım oldu. Halen de devam ediyor. Küçük
yaşlardan başlayarak temel islâmî ilimlere dair öğrenme
çabalarım, üniversite yıllarımdan itibaren sosyal ilimler
ve özelde; iktisat, tarih, felsefe ekseninde sürdü.
Akademisyenlik yıllarından itibaren üzerinde çalıştığım
bazı makalelerimi nasib olursa önümüzdeki yıllarda
değerlendirmeyi düşünüyorum. Bir yandan müziğe ait
projeler ve sahne etkinlikleri devam ederken imkan buldukça
evimde okuyor, yazıyorum. Bu uğraşı bazı dostların şaşırdığı kadar
ayrı bir boyut gibi de görmüyorum. Çünkü aklın ve yüreğin
dengeli bir yürüyüşe talip olması gerektiğine inanıyorum .
Uygun zaman ve zeminde belki tekrar akademik mesai
düşünebilirim. Ancak yakın vadede müziğe ve belki
televizyona yönelik projelerim var. Bugünlerde üç yıllık
aradan sonra başladığımız yeni albüm çalışmamız devam
ediyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://apsuva.yetkinforum.com
 
Ömer Karaoğlu
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
apsuva ::  RADYO APSUVA :: sanatçı tanıtımları-
Buraya geçin: